gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2012 Çarşamba

uçarken fotoğraf çekmek...

bu ben, Java adasından Bali adasına uçarken, nisan 2011.

bu İnci,  Konya'ya uçarken İstanbul üstünde, uzaktaki doruk Uludağ !
Harika bir uçuş yaptık Hatay'dan dönerken, heyhat fotoğraf makinası çook uzaktaydı, kaçırdım o güzel görüntüleri...

18 Ağustos 2011 Perşembe

NewYork Sokaklarında



THE BIG APPLE, NEW YORK

Duygu yine NY yollarında... Bayramda NY'tayız... Klüp uygun fiyata uçak bileti yakalayınca (British Airways ile 265€ ) ve ödemesi de taa 25 Eylül 2011'de olunca, bize de NY yolu göründü elbette. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz...

Daha önceden gitmiş herkesten de bir notlar fışkırınca, ben de kıskandım, bari bu sefer düzgün düzgün yazayım... İtiraf etmek gerekir ki, bu benim üçüncü NY ziyaretim, herhalde toplam 5 hafta kadar kalmıştım ki, oldukça uzun sayılır. Görmediğim yeri de azdır herhalde, tabi major tourist attractions olarak...

Şimdi NY'ta en sevdiklerim... sırayla değil, aklıma geldikçe, kalpleri kırılmasın...

1) http://www.katzdeli.com
buraya gitmek lazım.... Etli sandviç... yok böyle bir şey.... biraz uzak ama değer...
When Harry Met Sally 'deki orgasm sahnesini anımıyor musunuz ? hah, işte o sahne KatzDeli'de çekilmişti. ( en sevdiğim filmlerden biridir ayrıca). Sağolasın Youtube, Türkçesini bulamadım ama İngilizcesini buyrun :


2) NY Style Cheese Cake (bir oburdan başka ne beklenirdi ki.)

3) ChinaTown
Beijing ya da Shanghai 'den çok daha Çinli bir yer burası... ve tabi ki Çin Yemeği. Biz NYU'ya yakın bir yerde bir yemek yemiştik, neresi unuttum, ama yemek güzeldi. NY'tan en ucuz yemek Chinese...
Bir de yemek sonunda standart Fortune Cookie geliyor herkese, bizim falım sakızlardaki gibi, içinden fal çıkıyor. Bu fallar da banal banal şeyler işte... ama sonuna "in bed" koyunca işin rengi değişiyor tabi... mesela "keep on searching, soon you will find who you are looking for IN BED", ya da "be nice to the people around you IN BED" ya da "somebody hurt you badly IN BED" gibi...
"be nice to the people around you" pek eğlenceli olmayabilir, ama ortama bağlı olarak "be nice to the people around you IN BED" eğlenceli bir muhabbet potansiyeline sahip görüldüğü üzere...
ya da
"it is time to try something new" versus "it is time to try something new IN BED" :)))





4) TJ Maxx
buradan ayakkabı - çanta ( nine west / tommy / many more ) indirimli, ev eşyası ( outlet ) everything alınabilir... 3-5 $a tabak çanak var, kahve var, kırtasiye var... millete hediye almak için iyi bir öneri. Bir sürü mağazası vardır ama ben en çok bunu sevdim....

620 Ave. Of The Americas
New York, NY 10011
212-229-0875
Sun: 10a - 8p Mon-Sat: 9:30a - 9p

5) http://www.strandbooks.com/
harika kitapçı.. eski / yeni... yeri broadway 'in alt ucunda... ama o civar NYU üniversiteye yakın, ben o civarda yürümeye bayılırım...
Astor Place 'a yakın. Dev bir Barney's & Nobles da var yakında... yakınında da 2 adet nice Starbucks... bir de KMart mı nedir, büyük bir süpermarket..
Astor Place 'da bir de çok güzel bir Wine Shop vardı, ama adını unuttum.... Astor olabilir ?
Yolun üstünde bir de Mavi Jeans var memleketi özlerseniz...


6) http://www.wholefoodsmarket.com/stores/unionsquare/
buraya gitmek lazım... hayatınızda böyle bir yer görmemişsinizdir... benim kariyer hayalim burada fare olmak... aç gidin, food testing ile doyarsınız... ama her şeyi alma riskiniz de var.. :))



7) UnionSquare'de, WholeFoods 'un hemen yanında, Filene's Basement ve DWS.
Ayakkabı cenneti. Ben 2007'de aldığım 2 adet şık iş ayakkabısını hala giyiyorum. taş gibiler taş. Fiyatları çok ucuz değildi, ama Ist'dan ucuzdu!

8) Bed, Bath and Beyond. Sosyetik Koçtaş/Ikea arası bir şey. TJMaxx ile aynı cadde üzerinde kocaman bir tane var. Ev için ne lazımsa var... çarşaf, çekiç, çiçek, ne lazımsa dedik ya.

9) Tabi ki Central Park.... yayılmaca, yan gelip yatmaca, ağaçları, çiçekleri, insanları izlemece. bütün gün yayılıp hiç sıkılmamaca...

10) 42. Cadde... nedense çok seviyorum ben orayı.

11) 5th Avenue. Alışveriş yapmak için oldukça pahalı. ama yine de gezmek için süper. Macy's and others...

12) Tüm Starbucks'lar... ilk gittiğimde Ocak 2003'tü. Kar kış kıyamet... Şehrin pek çok Starbucks'ını görmüşümdür ben. Gir ısın, çık yürü, sonrakine gir yine ısın, aynen böyle devam bütün şehri gezmeye.

13) Tabi ki Broadway Shows... evet pahalılar, ama indirimli bilet nasıl bulunur pek çok sitede anlatılıyor, kişisel fikrim yatırıma değer. MammaMia, Cats, Phantom of the Opera, Aida...
Bu sefer dilerim Catch Me if You can...


14) Brooklyn Bridge'den yürüyerek Brooklyn'e geçmek, ve canım İstanbul'u, Boğaz'ı hatırlamak. ( ve tabi trafiği hatırlamamaya çalışmak )
köprünün bittiği yerde bir çikolata fabrikası ve meşhur bir dondurmacı olacaktı. ayrıca Manhattan manzarasının en güzel göründüğü yer bu Brooklyn... Fotoğraf çekmek isteyenlere duyurulur.

devamı gelecek.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Endonezya 1, Nisan 2011

20 Nisan 2011, Endonezya, 12 Mile Road

Kahve ve kakao çiftliğine giden merdivenler.


LUWAK kedileri.
Şu anda pahalı ve nadir luwak kahvesini yapmakla meşgüller

Kahve ağaçları.

Kavrulmuş ve kavrulmamış kahveler yanyana.

Kahve kavuran Endonezyalı kadınlar.

LUWAK COFFEE

kahve ve kakao çiftliğinden kareler





















Posted by Picasa

trip advisor - Duygu'nun Dünya Haritası




Nasıl oluyorsa oluyor ! ben bu en üstteki haritayı bir türlü düzeltemiyorum :(
56 ülkeye gitmedim, en sevdiğim şehirlerin ilki de NY değil, İSTANBUL...
33 ülkede 183 şehire gitmişim, ve daha gitmek istediğim 32 ülkede 97 şehir daha varmış :)) 32 yeni ülke değil, bu sayıya gittiğim ama bir daha gitmek istediğim ülkeler de dahil.
Peki, 183 + 97 kaç yapar ? 280...
Peki TripAdvisor neden toplam 283 diyor ? Çünkü en sevdiğim şehirleri de, nedendir bilinmez, bir kere daha ekliyor toplam şehir sayısına, ediyor 283... Asabiysem, sebebim var !!

Neyse, en favori şehirlerim, sırasıyla :

  • İstanbul, Türkiye - dünyanın en güzel şehri, herşeye rağmen !
  • Floransa, İtalya - zamanda yolculuk
  • New York, NY, ABD - dünyanın tepesi

  • Tutmayın beni, gezmek istiyorum.
    "Mutluluk Vardığınız Yer Değil Çıktığınız Yolun Ta Kendisidir...."

    2 Haziran 2011 Perşembe

    PERU 2, Ülke Hakkında Genel

    PERU, Güney Amerika ‘nın orta batı kısmında bulunuyor. Batısında Pasifik Okyansu, güneyinde Şili, güneydoğusunda Bolivya, doğusunda Brezilya, kuzeyinde Kolombiya ve Ekvador bulunuyor.

    Ülkenin toprak büyüklüğü Türkiye’nin 1.5 katı, ama nüfusu 29 Milyon kişi kadar.

    Ülkenin resmi dili İspanyolca. Ülkede halkın %80’i İspanyolca konuşuluyor, bunun yanında Keçua dili (Inkaların dili) ve Aymara dilleri de konuşuluyor. Araya giriyorum, Güney Amerika kıtasında Brezilya hariç tüm ülkeler İspanyolca konuşuyor zaten. Brezilya Portekizce, Brezilya’nın sömürgecisi Portekiz, kalanı İspanyol.

    Ülke İspanyol sömürgesinden 1821’de bağımsızlığını ilan ederek kuruluyor, yönetim şekli cumhuriyet. Bildiğim kadarıyla Peru İspanyol sömürgesinden kurtulup, son bağımsızlığını ilan eden ülke.

    1980lerde Aydınlık Yol hareketi, yoğun terör olayları oluyor. Kırsal kesimden başkent Lima’ya yoğun göçe neden oluyor.

    Güney yarımkürede bulunduğu için, bize göre mevsimler ters, Ocak yaz ortası demek, Temmuz ise kış sayılır..

    And Dağları ülkeyi kuzeyden güneye, dikine ikiye bölüyor, ve 3 farklı coğrafya çıkarıyor :

    Çöl Şeridi : Batı yönünde sahil ile dağ arası “çöl”, düzlük alan. Buraya 100 yılda bir kere yağmur yağıyor. Bu çöl şeridi 80-100 km eninde, toplam alanın %10’u,

    Plato Şeridi : And Dağları, yüksek alanlar, yaylalar, toplam alanın %30’u,

    Amazon Şeridi : Amazon bölgesi, ormanlar : toplam alanın kalan %60’ı.

    Brezilya’ya komşu olan doğu yönü Amazon şeridi, burada Amazon, yan kolları ve Amazon’un kaynak nehirleri toprakları besliyor.

    Çöl Şeridi : toplam alanın %10’u, ama nüfusun %60’ı burada yaşıyor,

    Plato Şeridi : toplam alanın %30’u, ve yine nüfusun %30’u burada yaşıyor,

    Amazon Şeridi : toplam alanın kalan %60’ı, ama nüfusun %10’u burada yaşıyor.

    Pasifik Okyanusu dünyanın %50sini kaplayan dev bir su kütlesi. Bu okyanusta gel-git olmuyor. Atlantik’te gel git var, ama Pasifik’te gel git yok denecek kadar az.

    Humbolt akıntısı. Antartika’dan Ekvator’a inen soğuk su akıntısı. Su periyodik olarak 10-15 yılda bir 1-2 derece ısınıyor, bu da bizim El Nino diye bildiğimiz su baskınlarına neden oluyor. El Nino küçük çocuk – torun demek, Noel’de doğumu kutlanan çocuk İsa’ya atfen.

    Bu arada, Güney Amerika ‘nın en yüksek yeri Arjantin’de.

    Peru, dünyanın en zengin balık yataklarına sahip, Japonya’dan da ileri bu konuda. Balık yağı ve balık unu üretiminde dünya birincisi. Amazon ormanları sayesinde dünyanın en büyük kereste üreticilerinden biri.

    Kuşkonmaz üretiminde dünya birincisi, Paprika denen kırmızı biber üretiminde dünya birincisi ve enginar üretiminde dünya ikincisi, ama bunlar hep ihracata yönelik, yani dünyanın enginar ve kuşkonmazı burada yetişiyor, ama kendileri tüketmeyip, dışarıya satıyorlar.

    Pasifik suyu soğuk, o nedenle hamsi, sardalya ve planktonlar da çok fazla. Ama Perulular hamsi yemiyorlar, hayvan besini olarak kullanılacak balık unu yapıyorlar !

    Peru’nun geleneksel mutfağında mısır ve patates baş malzemeler. 1500 tür mısır ve 4000 ( evet dörtbin) tür patates yetiştiriliyor bu ülkede. Fasülye de diğer bir malzeme.

    Bunları duyunca insanın aklına kaçınılmaz olarak bunlar ağzının tadını hiç bilmiyor diye geliyor. Kuşkonmaz dünyanın heryerinde pahalı bir sebze, enginar da. Sen enginara, kuşkonmaza ve hatta hamsiye sahip ol, dünya birincisi ol, ama bunları yeme, sat hatta hayvan yemi yap. Bu güzelim lezzetleri bırak, patates ve mısırla beslen, olacak iş mi ? Olmaz değil mi ? Ama olmuş işte... Eh, İspanyol sömürgesinden kurtulan son ülke olmak bu tercihlerle açıklanabilir diye düşünmek haksızlık mı bilmiyorum...

    Yine bu arada diye araya gireceğim, en girişimci Güney Amerika ülkesi Şili. Şilililer de Peru’ya yatırım yapıyorlar, ama Perulular bundan memnun mu ???

    Peru’da yaygun din katoliklik. Hem de bayağı bir koyu katolikler. Ancak ritüeller katoliklik öncesinde hakim olan yerel inançlarla bütünleşmiş. Bütünleşmek kaçınılmaz olmuş zaten. İspanyol sömürgesi döneminde baskı ile, korku ile Katolik olmuş bu insanlar. Doğa tanrılarına inanış varmış öncesinde, güneş, ay, toprak, rüzgar tanrıları Katoliklikle birleşmiş. Hasat dönemleri, Ayın gökteki döngüleri hala kırsal kesimle şenliklerle kutlanıyor, ama Katolikler o ayrı... Bizdeki cemreler gibi, onların da toprak uyudu, toprak uyandı vb inanışları var.

    El Condor Pasa’yı biz Simon & Garfunkel parçası biliriz değil mi ? o sadece cover :) Parçanın asıl bestesi bir Perulu besteciye ait. Zaten bir nevi milli marş, her yerde, her ortamda o çalıyor. Flüt ve gitar Peru’da yaygın müzik aletleri.

    Biz ODTÜ’de öğrenciyken Inti Illimani dinlerdi ODTÜlüler. Solcu, muhalif bir müzik grubu. Perulu değil ama onlar, Şilililermiş.

    Kapanışı Simon & Garfunkel 'dan El Condor Pasa ile yapayım. İlerleyen sayfalarda Perulu El Condor Pasa da dinleriz.


    PERU 1, haritalar

    Ben bu blogu aslında gezi notlarımı ve fotoğrafları paylaşmak için yaptım....

    PERU ile başlayacağım, ama nasıl toparlayacağım bilemiyorum. Bir şekilde başlıyorum, geri dönüp yayınlanmış kayıtlara ek yapmam gerekebilir. Bir kenarda taslak yazıp, düzeltip, yayınlayacak kadar sabırlı değilim ki ben :( Göreceğiz nasıl olacak...

    Peru'ya gitmeden önce, ülke ile ilgili bildiklerim toplam 3-5 sözcükten ibaretti. Maçu Piçu, Eric Von Danieken 'in müşhur kitabındaki Nazca çizgileri , İnkalar, yok Mayalar, yok yok İnkalar, Lima, Deprem, İspanyolca, İspanyol sömürgesi, Che... Bu kadar desem yalan olmaz, beşki bir kaç bir kırıntı bilgi daha vardır ama bu yani...


    Ama yine de en çek merak edilen, benim de merak ettiğim yerlerden birisiydi. Nedeni kolay, Maçu Piçu, ve Nazca Çizgileri...

    Maçu Piçu, ki kendisi Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri.

    Sonrasında, her yolculuk öncesinde olduğu gibi, internetten bulduklarını oku, Peru ile ilgili ne bulursan oku, Ayna Programında yayınlanmış bölüm varsa izle, ilgili film varsa izle... Nereden baksan en az 2-3 ay öncesinden plan ve hazırlık yapma başladı.
    Peru ile ilgili 2 kitap, 1 film söylendi bana. Biri Che Guevara'nın Motosiklet günlükleri, biri Eduardo Galeano'nun yazdığı Latin Amerika'nın Kesik Damarları. Film de Mel Gibson'ın Apocalypto isimli filmi. Son olarak b
    ir de benim yorgun olduğumda biraz rahatlamak için okuduğum macera - gerilim tarzı kitaplardan, Clive Cussler, Inka Altını.

    not - görseller çeşitli sitelerden, flickr dahil. aman sakın benim sanmayın, hepsi sahiplerine aittir.





    30 Mayıs 2011 Pazartesi

    SEKSEN GÜNDE DEVR-İ ALEM







    "... Kısacası, Phileas Fogg bahsi kazanmış, dünya gezisini seksen günde tamamlamıştı! Bunun için yolcu gemisi, demiryolu, araba, yük gemisi, kızak ve fil gibi taşıt araçlarını kullanmıştı. Ve bu garip İngiliz, yolculuk sırasında olağanüstü bir soğukkanlılık ve şaşmazlık örneği vermişti. Peki sonra ? Ne kazanmıştı onca yer dolaşmaktan? Ne getirmişti bu yolculuğun sonunda?



    Hiçbir şey, mi diyeceksiniz ? Evet, o sevimli kadın dışında hiçbir şey getirmedi gerçekten, - ama bu kadın, belki inanmayacaksınız, onu dünyanın en mutlu insanı kıldı!



    Ee, sırf bunun için dünya gezisine çıkmaya değmez mi acaba ?"


    Jules Verne