özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2011 Pazartesi

Liberté by Paul Eluard


On my school notebooks
On my desk and on the trees
On the sands of snow
I write your name

On the pages I have read
On all the white pages
Stone, blood, paper or ash
I write your name

On the images of gold
On the weapons of the warriors
On the crown of the king
I write your name

On the jungle and the desert
On the nest and on the brier
On the echo of my childhood
I write your name

On all my scarves of blue
On the moist sunlit swamps
On the living lake of moonlight
I write your name

On the fields, on the horizon
On the birds’ wings
And on the mill of shadows
I write your name

On each whiff of daybreak
On the sea, on the boats
On the demented mountaintop
I write your name

On the froth of the cloud
On the sweat of the storm
On the dense rain and the flat
I write your name

On the flickering figures
On the bells of colors
On the natural truth
I write your name

On the high paths
On the deployed routes
On the crowd-thronged square
I write your name

On the lamp which is lit
On the lamp which isn’t
On my reunited thoughts
I write your name

On a fruit cut in two
Of my mirror and my chamber
On my bed, an empty shell
I write your name

On my dog, greathearted and greedy
On his pricked-up ears
On his blundering paws
I write your name

On the latch of my door
On those familiar objects
On the torrents of a good fire
I write your name

On the harmony of the flesh
On the faces of my friends
On each outstretched hand
I write your name

On the window of surprises
On a pair of expectant lips
In a state far deeper than silence
I write your name

On my crumbled hiding-places
On my sunken lighthouses
On my walls and my ennui
I write your name

On abstraction without desire
On naked solitude
On the marches of death
I write your name

And for the want of a word
I renew my life
For I was born to know you
To name you

Liberty.

11 Haziran 2011 Cumartesi

trip advisor - Duygu'nun Dünya Haritası




Nasıl oluyorsa oluyor ! ben bu en üstteki haritayı bir türlü düzeltemiyorum :(
56 ülkeye gitmedim, en sevdiğim şehirlerin ilki de NY değil, İSTANBUL...
33 ülkede 183 şehire gitmişim, ve daha gitmek istediğim 32 ülkede 97 şehir daha varmış :)) 32 yeni ülke değil, bu sayıya gittiğim ama bir daha gitmek istediğim ülkeler de dahil.
Peki, 183 + 97 kaç yapar ? 280...
Peki TripAdvisor neden toplam 283 diyor ? Çünkü en sevdiğim şehirleri de, nedendir bilinmez, bir kere daha ekliyor toplam şehir sayısına, ediyor 283... Asabiysem, sebebim var !!

Neyse, en favori şehirlerim, sırasıyla :

  • İstanbul, Türkiye - dünyanın en güzel şehri, herşeye rağmen !
  • Floransa, İtalya - zamanda yolculuk
  • New York, NY, ABD - dünyanın tepesi

  • Tutmayın beni, gezmek istiyorum.
    "Mutluluk Vardığınız Yer Değil Çıktığınız Yolun Ta Kendisidir...."

    1 Haziran 2011 Çarşamba

    SEÇİM ANKETİ HİSLERİMİ AÇIKLIYORUM...

    Habertürk'te seçim anketi sonuçları konuşuldukça bana da ilham geldi... Programa katılanlar yüz yüze görüşme yöntemi ile yaptık anketi vb dedikçe, ben de kendi tahminlerimi paylaşayım istedim.. Benim yöntemim "şahsi hislerime" dayanıyor, yani tamamen DUYGUsal...
    AKP %50 üzeri, %52yi görebilir,
    CHP %25, %27 olabilir,
    MHP bence barajı aşar, sevenleri aşırtırlar yani. Bence %12 olur...
    Kalanı da işte, Bağımsızlar, Has Parti ve diğer partiler arasında paylaşılır.
    Kabaca 4-2-1-1 işte...
    Mecliste 2 parti olmasındansa, 3 parti olmasını tercih ederim şahsen, yani bu sonuçlar bana uyar.

    AKP anayasa değişikliği için yeterli milletvekili sayısına - 367 - ulaşır mı ?
    Çok ince hesap bilmiyorum, TVde dinlemedim, ama bana öyle geliyor ki AKP net 367 çıkaramaz. Fakat bildiğimiz AKP bir yolunu bulur, bu anayasayı da istediği gibi çıkarır diyorum...

    Belki de ben bu yüzden bu azınlık olma, asimile olma, farklı renklerin zenginlik olması konularında biraz hassasım, yukarıdaki tahminlerde de görüldüğü gibi kendim de bir nevi azınlık olduğumdan galiba.

    Büyük resimde herkes kendi tercihini yaşar... Vatana millete hayırlı olsun, en kötü günümüz böyle olsun.

    İlk 3 parti de bir önceki seçimlere göre oy oranını artırır, ve genel başkanlar mutlu mesut hayatlarına devam ederler.

    13 Haziran'da yeni MHP kasedini bekliyorum, ondan sonra Bahçeli eyvallah deyip gidebilir, ama sebebini kasede bağlamaz elbette, uygun bir neden yaratır.

    Burada söylemeden edemeyeceğim, tüm adamların evlilik dışı ilişkisi, bu evdeki hatuna göre çıtır olan hemcinslerimin talepleri (4çeker araba gibi), eh vekil / aday / aday adayı beylerin de bir şekilde bu istekleri karşılamışlıkları ve elbette kasetleri var... Bu noktada artık beni böyle sıradan hale gelmiş kasetler değil, ne bileyim daha iddialı kasetler şaşırtır, eşcinsel ilişki, grup aktivitesi ya da ne bileyim S&M gibi... Artık bu hep aynı kasetler sıktı, baydı, merak etmiyorum kim kiminle nerede nasıl... son sözüm de bu.

    31 Mayıs 2011 Salı

    MANÎFESTOYA KOMUNÎST

    Yine Radikal Kitap'tan haber..

    "MANÎFESTOYA KOMUNÎST
    Karl Marks û Friedrich Engels, werger: Samî Tan, Yordam Kitap, sîyaset, 61 rûpel Yordam Kitap bir ilki gerçekleştirerek, Karl Marx ve Friedrich Engels’in ölümsüz eseri ‘Komünist Manifesto’yu Kürtçeye kazandırdı. 1848’de yazılan sosyalizmin bu temel yapıtı, sosyalist dünya görüşünün kısa, çarpıcı ve özlü bir anlatımını içeriyor. Manifestonun ünlü son sözü olan “Dünyanın bütün işçileri, birleşin!” cümlesi, “Karkerên hemû welatan, bibin yek!” şeklinde Kürtçeye çevrilmiş. Yayınevi çeviriyi, doğru bir tespitle, “Yasaklı ideoloji ile yasaklı dilin kucaklaşması” olarak tanıtıyor. Yordam Kitap’ın, Karl Marx’ın ünlü eseri ‘Kapital’in çizgiromana uyarlanmış halini içeren ‘Kapital Manga’yı da Kürtçeye çevirdiğini belirtelim. "

    Bugünleri de gördük...

    Bu hafta parça parça da olsa, TRT 1 ve TRT Haber'de Kızılderililer ile ilgili bir belgesele denk geldim hafta sonunda. Oturan Boğa'nın İzinde. Denk gelirseniz kaçırmayın. Sözün özü, bir halk ne zaman kayboluyor, asimile oluyor biliyor musunuz ? Dilini kaybettiğinde...

    Bir de aşağıda bağlantısını verdiğim reklama göz atın... Sinan Çetin, 1934 vb bunlara takılmayın ne olur, politika konuşasım yok benim bu akşam... İnsani mesaja odaklanalım lütfen...

    reklam filmi