güney amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güney amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2011 Perşembe

Peru 3, Gezi Programı

Bu turu Koptur- Dünyanın Renkleri isimli firma ile yaptık. Tur programımız aşağıdaki gibiydi.

Peru & Bolivya
12 Kasım - 23 Kasım 2010

Peru ve Bolivya’ya yapacağınız bu yolculuk, Conquistador’ların fethettikleri Yeni Dünya’nın gizeminin bir kısmını size açacak : “Kralların Şehri” Lima; Dünya’nın en büyük gökbilimsel takvimi sanılan Nazca çizgileri; arkeolojik hazineleri ile Kolomb öncesi zengin medeniyetler; İnka İmparatorluğu’nun kuruluş efsanelerine yol açan dünyanın en yüksek gölü Lago Titicaca; İnka’ların birleştirdikleri Kızılderili toplulukları; İnka’ların kozmik vizyonuna göre Dünya’nın göbeği Cuzco; büyüleyici manzaraları ile kayıp şehir Machu Picchu; La Paz ve Dünya’nın en yüksek yaylaları Altiplano; Conquistador’ların muhteşem kolonyal mimarisi... Kısacası, farklı ve güzel manzaraların ortasından, zengin medeniyetler mirasına uzanan bir seyahat.

Tur Rehberi: Mehmet Yarangümeli

Bu tura katılımcı sayısı 18 kişi ile sınırlıdır.
4000 Mt.ler civarındaki yüksekliklerden geçecek olan bu seyahat, her ne kadar tur programındaki geziler yüksekliğe adaptasyon için Cusco bölgesinin en alçak yeri olan Kutsal Vadiden başlayacak şekilde planlandıysada, yüksek rakımla ilgili sağlık sorunu olan kişiler için bu seyahat zorlayıcı olabilir. Yolculuk boyunca rakım sorunu haricinde hiçbir konfor veya yol zorluğuyla karşılaşmadan yapabileceğiniz bir tur.

TUR PROGRAMI

12 Kasım Cuma İstanbul – Madrid - Lima

İberia Hava Yolları ile saat 17:30’da hareketle saat 20:45’te Madrid’e varış.


13 Kasım Cumartesi İstanbul – Madrid - Lima

İberia Hava Yolları ile saat 00:15’te hareketle saat 05:30’da Peru’nun başkenti Lima’ya varış. Gelişte karşılama ve rezidansyel Miraflores semtindeki otelimize transfer. Dinlenme için öğle kadar serbest zaman. Öğle yemeğinin ardından, şehir turu için hareket. Peru’nun çölsel kıyısının ortasında yer alan Lima, İnka imparatorluğuna son veren İspanyol fatih Francisco Pizarro tarafından 1535 senesinde kurulmuş. “La Ciudad de los Reyes” (Kralların Şehri) ünvanına kavuşan Lima, 300 sene boyunca Güney Amerika’nın en önemli şehir olarak kalır. Günümüzde Lima’nın tarihsel ve modern zenginliği uyumlu bir sentez sunmakta. Dünya Mirası listesine alınan Lima’nın kolonyal tarihî merkezinden başlayan gezi esnasında Plaza de Armas’daki Calbido Belediye Binası, Hükümet Sarayı ve ön cephesindeki görkemli ahşap oyma balkonları ile Başpiskoposluk Sarayı ile hemen yanında bulunan ve Fransisco Pizarro’nun mezarını barındıran Katedrali, meydana yakın San Francisco Kilisesi, kilisenin altındaki kemik kümeleriyle dolu yeraltı mezarları ve Sevilla çinileri ile süslü manastırı görülecek yerler arasında. Daha sonra parklar, mağazalar, rezidanslar, bankalar ve iş merkezlerinin bulunduğu Okyanusa yakın modern San Isidro ve Miraflores semtlerinin gezilmesi.
Akşam yemeği ve geceleme otelde.


14 Kasım Pazar Lima – Ica

Sabah, çölde ilerleyerek şaşırtıcı manzaraların içinden geçen Güney Panamerican yoluyla Lima’nın güneyindeki Ica kasabasına hareket. Ica’ya varışı takiben, çölün ortasındaki Dünya Mirası listesine alınmış ve hala esrarını koruyan Nazca çizgilerini küçük uçaklarla keşfetme. Boyları 15 ila 300 metreye arasındaki Nazca çizgilerinin sayısız geometrik motiflerini ve insan, kuş, maymun, örümcek, kertenkele şeklindeki figürlerini en iyi havadan görmek mümkün. Öğle yemeğinden sonra, Ica şehir turu esnasında Paracas ve Nazca Kültürlerini tanıtan ve ilginç mumyaları ile Peru’nun en enteresan müzelerinden biri olan Museo Regional müzesini ziyaret. Kum tepelerinin arasında bir vahada yer alan otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.


15 Kasım Pazartesi Ica – Paracas - Lima

Sabah, Ballestas Adaları’nı gezmek üzere Paracas Doğal Rezervine hareket. Bu adalarda binlerce göçmen kuş, deniz aslanı ve Humboldt pengueni yaşamakta. Tekneyle yapılacak bu gezide hayvanları çok yakından görmek mümkün. Adalara giderken tekneden kayalara oyulmuş ve Nazca çizgelerini çizen aynı insanlar tarafından çizilen El Candelabro isimli dev bir şamdan veya Kaktüs desenini görmek mümkün. Daha sonra, çöl yolundan Lima’ya dönüş ve Miraflores’teki otelimize yerleşme. Akşam yemeği Pasifik Okyanusu’nun büyüleyici manzaralarına hakim bir lokantada.


16 Kasım Salı Lima - Cusco - Pisac -– Kutsal Vadi

Sabah, hava limanına transfer ve And Dağlarında, 3400 metre yükseklikte bulunan Cusco’ya hareket. Varışı takiben otobüsle Urubamba Vadisindeki son derece renkli ve zengin pazarı ile tanınan Pisac kasabasına hareket. Geleneksel giysili yerli halk tarafından kurulan pazarda, rengarenk ve geleneksel elbiseler ve şapkalar, ponço ve kazak gibi lama yününden yapılmış giysiler, el işleri, müzik enstrümanları gibi çeşitli yerel sanat ürünleri satılmakta. Daha sonra, Kutsal Vadinin girişini korumak amacıyla İnkalar tarafından inşa edilen etkileyici Ollantaytambo Kalesini ziyaret için yola devam. 1538 de burada, kral Manco Inca İspanyolları yenmişti. Kutsal Vadide öğle yemeğinin ardından, bir dağın yamaçlarındaki Salinas Maras adlı tuz madenine hareket. Bir kaç havzadan oluşan ve İnkaların bölgeye gelmeden önce işletilen tuz madeninin beyaz rengi çevredeki dağın yeşilliğiyle büyük bir kontrast oluşmakta. Akşam üstü Kutsal Vadideki otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.


17 Kasım Çarşamba Kutsal Vadi – Machu Picchu – Cusco

Sabah erken, Cusco tren istasyonuna transfer ve panoramik pencereli vistadome treni ile 120 km uzaklıktaki Agua Calientes’e hareket. Varışta, Güney Amerika’nın en ünlü ve en etkileyici ören yeri olarak tanınan ve Dünya Mirası listesine alınan Machu Picchu’ya otobüsle çıkış. Amerika'ya gelen conquistador dediğimiz İspanyol istilacıların yüzyıllarca bulamadığı, efsanelere konu olan kayıp şehir Machu Picchu, 1911’de Amerikalı arkeolog, kaşif ve politikacı Hiram Bingham tarafından keşfedildi. Nefes kesici manzaralar sunan büyüleyici Machu Picchu, XV.ci yüzyılın ortasında İnka Pachacutec tarafından bir dağın tepesinde kurulup, son İnka’ların sığınağı olmuş. Machu Picchu ziyaretinden sonra, öğle yemeği için otobüsle Aguas Calientes’e dönüş ve daha sonra trenle Kutsal Vadi’ye hareket. Otobüsle Cusco’ya doğru yola devam ve tarihî şehirdeki otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.


18 Kasım Perşembe Cusco

Gün boyunca, yerli Quecha dilinde “dünya’nın göbeği” anlamına gelen Dünya Mirası listesine alınan Cusco ve çevresi gezisi. Peru´daki İnka Hanedanlığı´nın efsanevi kralı Manco Capac tarafından kurulan ve Büyük İnka İmparatorluğu’nun başkenti olan Cusco, İspanyol’ların buraya yerleşmesinden sonra İnka saraylarının temellerinin üstüne kurulan şaşırtıcı bir sömürge şehiri oldu. Gezi esnasında, bir zamanlar altın ve gümüş ile kaplı Koricancha Güneş Tapınağı, Plaza de Armas Meydanı ve muhteşem bir tahta işçiliği ve tablolar barındıran barok katedrali ve tarihî sokakların keşfi... Öğle yemeğinden sonra otobüsle şehrin çevresindeki kalıntıları ziyareti için hareket: mağarası ve yarım yuvarlak amfitiyatro şeklindeki mabedi ile İnka dinî merkezi Kenko; teras ve merdivenleri ile askerî bir yapı olan Puca Pucara; Tambomachay İnka Kaplıcaları; Cuzco şehrine bakan, bir puma kafası şeklindeki dev taşları ile nefis bir mimarisi olan Sacsayhuaman Kalesi. Akşam üstü Cusco’ya dönüş. Akşam yemeği folklorik gösterileri eşliğinde yerel bir restoranda. Geceleme otelde.


19 Kasım Cuma Cusco - Puno – Uros Adası

Sabah otobüsle hareket ve Cuzco-Puno arasındaki Altiplano yüksek yaylasında yolculuk. Bu yolculuk esnasında aynı familyaya ait lama, vicuna ve alpaca sürülerinin koşuştuğu vahşi bir doğanın unutulmaz manzaralarını seyredip, çömlekçilik ve dokumacılık yapılan bir köyde mola vererek farklı bir yaşam tarzını gözlemleyebileceksiniz. Cuzco’nun 150 kilometre güney doğusunda, 4312 metre ile bu yolun en yüksek noktası olan La Raya üzerinden geçerek seyahatinde en yüksek rakımına ulaşmış olacaksınız. Öğleden sonra 3800 metre yükseklikteki Titicaca gölünün kıyısında bulunan Puno’ya varış, göl manzarasına hâkim otelimize yerleşme. Göl, efsaneye göre İnka İmparatorluğunun kurucuları Mama Ocllo ve Manco Capac’ın geldikleri yerdir. Dünyanın en yüksek gölü olarak bilinen Titicaca’da ki tekne gezisinde, Uros Kızılderili’lerin yaşadıkları “tottora” adlı sazdan yapılan yüzen adaları ve yine yerlilerin sazdan olan küçük evlerini, tekneleri ile nasıl balıkçılık yaparak ve avlanarak yaşamlarını sürdürdüklerini görme imkanı. Akşam üstü Puno’ya dönüş. Öğle yemeği, akşam yemeği ve geceleme otelde.


20 Kasım Cumartesi Puno - Copacabana – Ay Adası & Güneş Adası – Huatajata – La paz

Sabah, gümrük işlemleri için önce Peru sınırında bulunan Kasani’ye hareket edip sonra Bolivya ve Peru’nun paylaştıkları Titicaca Gölünün Bolivya tarafındaki Copacabana’ya doğru yola devam. Copacabana şehri Bolivya’nın en önemli katolik hac yeridir. Copacaba’nın tanınmış kolonyal kilisesi "la Candelaria" yı ziyaret. Bu kilise, Bolivya’nın koruyucusu ve mucize yarattığına inanılan Morena Meryem Anası’na ithaf edilmiş. Copacabana gezisinin ardından, Titicaca Gölünde ki yerlilerin en önemli dinî merkezi olan Güneş Adasına hızlı tekne ile geçiş ve bu güzel adada öğle yemeği. Efsaneye göre Manco Capac’ın Güneş Tanrısı İnti tarafından büyütüldüğü yer olduğu için yerel mitolojide büyük önem taşıyan Güneş adası gezisi esnasında eski İnka sarayı Pilkokaina, 200 basamaklı İnka merdiveni, Yumani bahçeleri, sonsuz gençlik getiren Kutsal Pınarı görebilirsiniz. Daha sonra, Ay Adasına hareket. Burada kutsal bakirelerin yaşadıkları ve İnka kralı ve ailesi için elbise dokudukları Aqlla Wasi manastırının harabelerini ziyaret. Daha sonra, tekne ile Huatajata’ya varış ve Altiplano müzesini ziyaret. Otobüsle La Paz’a doğru yola devam ve akşam üstü Bolivya’nın hükümet merkezine varış. Huayna Potosi (6094 m) ve Nevado Illimani (6460 m) dağlarının arasındaki Chuquiago Marka vadisinde kurulmuş şehir merkezindeki oteleimize yerleşme. Akşam yemeği folklorik gösterileri eşliğinde yerel bir restoranda. Geceleme otelde.


21 Kasım Pazar La Paz - Tiwanaku – La Paz

Sabah, La Paz’ dan 70 kilometre mesafedeki Dünya Mirası listesine alınmış ve Bolivya’nın en mistik ören yeri olan Tiwanaku gezisi için hareket. Milat’tan sonra 500-900 yılları arası altın çağını yaşayan ve diğer Amerikan kültürlerinden çok farklı olan Tiwanaku en eski Amerikan medeniyetlerinden biridir. Yerel arkeolojik müze gezisinden sonra, Tiwanaku harabelerinin keşfi: yedi basamaklı bir terastan oluşan piramit şeklindeki Akapana; güneş kapısı anlamına gelen meşhur "Puerta del Sol" ve rahip heykellerinin bulunduğu Kalasasaya Tapınağı; normal seviyeden 2 metre daha derin olan dikdörtken batık avlulu yarı yeraltı tapınağı. Öğle yemeği için La Paz’a dönüş. Dağların yamaçlarında, merkezden 1000 metre yüksekliğe kadar yapılan binalarla atipik bir topografiye sahip şehir, son derece şaşırtıcı bir görüntü sergilemekte. Kentin 15 kilometre uzağındaki Valle de la Luna‘ya (Ay Vadisi) hareket ve erozyon’un yonttuğu garip jeolojik kireç oluşumları arasında gezinti. Daha sonra, dünya’nın en yüksek başkenti La Paz turu: Hükümet Sarayı, Ulusal Kongre Binası ve Katedral’in bulunduğu Plaza Murillo Meydanından başlayarak Gustave Eiffel’in tasarladığı Çağdaş Sanatlar Müzesi gezisi. Ardından, ön cephesi yerli motiflerle dekore edilmiş barok San Francisco Kilisesinden Kızılderili büyücülerin geleneksel tıp ve ritüelleri için satın aldıkları kurutulmuş hayvan, çeşitli otlar ve muska gibi değişik malzemelerin satıldığı Cadılar Pazarı ve el sanatları dükkanlarının bulunduğu Sagarnaga sokağına kadar yürüyüş.
Akşam yemeği ve geceleme otelde.


22 Kasım Pazartesi La Paz – Lima – Madrid

Sabah erken, hava limanına transfer ve Lima’ya uçuş. Lima’ya varışı takiben, şehir merkezine transfer ve Kolomb öncesindeki farklı medeniyetlerine ait altın ve seramik gibi muhteşem koleksiyonlarını barındıran Rafael Larco Herrera Arkeoloji ve Antropoloji Müzesini ziyaret. Öğle yemeğinin ardından son alış verişleriniz için serbest zaman. Akşam üstü hava limanına transfer ve İberia Hava Yolları ile saat 19:55’te Madrid’e hareket.


23 Kasım Salı Madrid - İstanbul

Saat 14:25’te Madrid’e ve saat 17:55’te Madrid’den hareketle saat 22:45’te İstanbul’a varış.

PERU 2, Ülke Hakkında Genel

PERU, Güney Amerika ‘nın orta batı kısmında bulunuyor. Batısında Pasifik Okyansu, güneyinde Şili, güneydoğusunda Bolivya, doğusunda Brezilya, kuzeyinde Kolombiya ve Ekvador bulunuyor.

Ülkenin toprak büyüklüğü Türkiye’nin 1.5 katı, ama nüfusu 29 Milyon kişi kadar.

Ülkenin resmi dili İspanyolca. Ülkede halkın %80’i İspanyolca konuşuluyor, bunun yanında Keçua dili (Inkaların dili) ve Aymara dilleri de konuşuluyor. Araya giriyorum, Güney Amerika kıtasında Brezilya hariç tüm ülkeler İspanyolca konuşuyor zaten. Brezilya Portekizce, Brezilya’nın sömürgecisi Portekiz, kalanı İspanyol.

Ülke İspanyol sömürgesinden 1821’de bağımsızlığını ilan ederek kuruluyor, yönetim şekli cumhuriyet. Bildiğim kadarıyla Peru İspanyol sömürgesinden kurtulup, son bağımsızlığını ilan eden ülke.

1980lerde Aydınlık Yol hareketi, yoğun terör olayları oluyor. Kırsal kesimden başkent Lima’ya yoğun göçe neden oluyor.

Güney yarımkürede bulunduğu için, bize göre mevsimler ters, Ocak yaz ortası demek, Temmuz ise kış sayılır..

And Dağları ülkeyi kuzeyden güneye, dikine ikiye bölüyor, ve 3 farklı coğrafya çıkarıyor :

Çöl Şeridi : Batı yönünde sahil ile dağ arası “çöl”, düzlük alan. Buraya 100 yılda bir kere yağmur yağıyor. Bu çöl şeridi 80-100 km eninde, toplam alanın %10’u,

Plato Şeridi : And Dağları, yüksek alanlar, yaylalar, toplam alanın %30’u,

Amazon Şeridi : Amazon bölgesi, ormanlar : toplam alanın kalan %60’ı.

Brezilya’ya komşu olan doğu yönü Amazon şeridi, burada Amazon, yan kolları ve Amazon’un kaynak nehirleri toprakları besliyor.

Çöl Şeridi : toplam alanın %10’u, ama nüfusun %60’ı burada yaşıyor,

Plato Şeridi : toplam alanın %30’u, ve yine nüfusun %30’u burada yaşıyor,

Amazon Şeridi : toplam alanın kalan %60’ı, ama nüfusun %10’u burada yaşıyor.

Pasifik Okyanusu dünyanın %50sini kaplayan dev bir su kütlesi. Bu okyanusta gel-git olmuyor. Atlantik’te gel git var, ama Pasifik’te gel git yok denecek kadar az.

Humbolt akıntısı. Antartika’dan Ekvator’a inen soğuk su akıntısı. Su periyodik olarak 10-15 yılda bir 1-2 derece ısınıyor, bu da bizim El Nino diye bildiğimiz su baskınlarına neden oluyor. El Nino küçük çocuk – torun demek, Noel’de doğumu kutlanan çocuk İsa’ya atfen.

Bu arada, Güney Amerika ‘nın en yüksek yeri Arjantin’de.

Peru, dünyanın en zengin balık yataklarına sahip, Japonya’dan da ileri bu konuda. Balık yağı ve balık unu üretiminde dünya birincisi. Amazon ormanları sayesinde dünyanın en büyük kereste üreticilerinden biri.

Kuşkonmaz üretiminde dünya birincisi, Paprika denen kırmızı biber üretiminde dünya birincisi ve enginar üretiminde dünya ikincisi, ama bunlar hep ihracata yönelik, yani dünyanın enginar ve kuşkonmazı burada yetişiyor, ama kendileri tüketmeyip, dışarıya satıyorlar.

Pasifik suyu soğuk, o nedenle hamsi, sardalya ve planktonlar da çok fazla. Ama Perulular hamsi yemiyorlar, hayvan besini olarak kullanılacak balık unu yapıyorlar !

Peru’nun geleneksel mutfağında mısır ve patates baş malzemeler. 1500 tür mısır ve 4000 ( evet dörtbin) tür patates yetiştiriliyor bu ülkede. Fasülye de diğer bir malzeme.

Bunları duyunca insanın aklına kaçınılmaz olarak bunlar ağzının tadını hiç bilmiyor diye geliyor. Kuşkonmaz dünyanın heryerinde pahalı bir sebze, enginar da. Sen enginara, kuşkonmaza ve hatta hamsiye sahip ol, dünya birincisi ol, ama bunları yeme, sat hatta hayvan yemi yap. Bu güzelim lezzetleri bırak, patates ve mısırla beslen, olacak iş mi ? Olmaz değil mi ? Ama olmuş işte... Eh, İspanyol sömürgesinden kurtulan son ülke olmak bu tercihlerle açıklanabilir diye düşünmek haksızlık mı bilmiyorum...

Yine bu arada diye araya gireceğim, en girişimci Güney Amerika ülkesi Şili. Şilililer de Peru’ya yatırım yapıyorlar, ama Perulular bundan memnun mu ???

Peru’da yaygun din katoliklik. Hem de bayağı bir koyu katolikler. Ancak ritüeller katoliklik öncesinde hakim olan yerel inançlarla bütünleşmiş. Bütünleşmek kaçınılmaz olmuş zaten. İspanyol sömürgesi döneminde baskı ile, korku ile Katolik olmuş bu insanlar. Doğa tanrılarına inanış varmış öncesinde, güneş, ay, toprak, rüzgar tanrıları Katoliklikle birleşmiş. Hasat dönemleri, Ayın gökteki döngüleri hala kırsal kesimle şenliklerle kutlanıyor, ama Katolikler o ayrı... Bizdeki cemreler gibi, onların da toprak uyudu, toprak uyandı vb inanışları var.

El Condor Pasa’yı biz Simon & Garfunkel parçası biliriz değil mi ? o sadece cover :) Parçanın asıl bestesi bir Perulu besteciye ait. Zaten bir nevi milli marş, her yerde, her ortamda o çalıyor. Flüt ve gitar Peru’da yaygın müzik aletleri.

Biz ODTÜ’de öğrenciyken Inti Illimani dinlerdi ODTÜlüler. Solcu, muhalif bir müzik grubu. Perulu değil ama onlar, Şilililermiş.

Kapanışı Simon & Garfunkel 'dan El Condor Pasa ile yapayım. İlerleyen sayfalarda Perulu El Condor Pasa da dinleriz.


PERU 1, haritalar

Ben bu blogu aslında gezi notlarımı ve fotoğrafları paylaşmak için yaptım....

PERU ile başlayacağım, ama nasıl toparlayacağım bilemiyorum. Bir şekilde başlıyorum, geri dönüp yayınlanmış kayıtlara ek yapmam gerekebilir. Bir kenarda taslak yazıp, düzeltip, yayınlayacak kadar sabırlı değilim ki ben :( Göreceğiz nasıl olacak...

Peru'ya gitmeden önce, ülke ile ilgili bildiklerim toplam 3-5 sözcükten ibaretti. Maçu Piçu, Eric Von Danieken 'in müşhur kitabındaki Nazca çizgileri , İnkalar, yok Mayalar, yok yok İnkalar, Lima, Deprem, İspanyolca, İspanyol sömürgesi, Che... Bu kadar desem yalan olmaz, beşki bir kaç bir kırıntı bilgi daha vardır ama bu yani...


Ama yine de en çek merak edilen, benim de merak ettiğim yerlerden birisiydi. Nedeni kolay, Maçu Piçu, ve Nazca Çizgileri...

Maçu Piçu, ki kendisi Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri.

Sonrasında, her yolculuk öncesinde olduğu gibi, internetten bulduklarını oku, Peru ile ilgili ne bulursan oku, Ayna Programında yayınlanmış bölüm varsa izle, ilgili film varsa izle... Nereden baksan en az 2-3 ay öncesinden plan ve hazırlık yapma başladı.
Peru ile ilgili 2 kitap, 1 film söylendi bana. Biri Che Guevara'nın Motosiklet günlükleri, biri Eduardo Galeano'nun yazdığı Latin Amerika'nın Kesik Damarları. Film de Mel Gibson'ın Apocalypto isimli filmi. Son olarak b
ir de benim yorgun olduğumda biraz rahatlamak için okuduğum macera - gerilim tarzı kitaplardan, Clive Cussler, Inka Altını.

not - görseller çeşitli sitelerden, flickr dahil. aman sakın benim sanmayın, hepsi sahiplerine aittir.